ANASAYFA  
TANITIM  
FAALİYETLER  
PERSONEL  
ZİYATÇİ DEFTERİ  
MEVZUAT  
İLETİŞİM  
BİLGİ KUTUSU
ATATÜRK KÖŞESİ
PROJELERİMİZ
DİĞER RAM'LAR
MERKEZİMİZE EĞİTSEL TANILAMA (TEST) İÇİN GELEN ÖĞRENCİ VELİLERİNİN GETİRMELERİ GEREKEN EVRAKLAR
ADANA HAVA DURUMU
ADANA
BAĞLANTILAR
 
- Süpermen Olmak istiyorum

Süpermen Olmak İstiyorum

 

 

 

 

Günlerdir internette araştırma yapıyorum.’ Çocuklarda soyut-somut kavram ne zaman ve nasıl gelişir’ konusu üzerine. Bu soruyu aklıma getiren; eşimin bana gönderdiği bir mail oldu. Belki geçtiğimiz aylarda bu habere denk gelip, okuyanınız olmuştur.

Haber; İngiltere yaşayan Paige isimli 4 yaşındaki kızın ‘go diego go’ ya özenip saç bandını boynuna geçirmiş olması. Sonucu tahmin edersiniz.

Benzer bir durum abim 7 yaşındayken başına gelmiş. Annem hala anlatırken elleri titrer. Hani pastanelerde kullanılan renkli, ince paket ipleri var ya. İşte o ipin bir ucunu beline, bir ucunu balkon demirine bağlamış. Demirin üstüne çıkmış. Bir ayağı balkonda, diğeri içerdeyken; annem sessizce arkasından tutmuş ve balkonun içine çekmiş, sonra yere yığılmış. Elim ayağım boşaldı diye anlatır o anı. Abim ise kendini yerlere atıp hüngür hüngür ağlamış. ‘Ben Süpermen olacaktım!’ neden beni aldın diye...

O haberi okuyunca aklıma bu anım geldi. Demek ki çocuğun yaşı ilerlese bile tehlikeler azalmıyor. Bende başladım araştırmaya. İnternetten, kitaplardan yaptığım araştırma sonucu öğrendiklerim aşağıda:

Piaget’in bilişsel gelişim modeline göre; Çocukların soyut-somut kavramını anlama-kavrama süreçi tam olarak ergenliği bitirdiği döneme geliyor. Bu dönem 15 yaş olarak vurgulanmış. Çocuk gelişiminde bu dönemler:
1-Duygusal-motor dönem(0-2 yaş arası)
2-İşlem öncesi dönem (2-7 yaş arası)
3-Somut işlemler dönemi(7-11 yaş arası)
4-Soyut işlemler dönemi(11-15 yaş arası)
Yani; Hayal kahramanları ile özdeşim kurma dönemi 2-7 yaş aralığındaki ,İşlem öncesi döneme rastlıyor. Yani biz ailelerin en dikkatli olması gereken dönem. Ben dahil, birçok arkadaşım odasında kendi başına oynayabiliyor, temel ihtiyaçlarını kendi görebiliyor diye, bu süreçte göz-kulak olma dönemine biraz ara veririz. Gerekçemiz: 0-2 yaş arasında o kadar çok peşinde koşup yorulmuşuzdur ki, yerimizden kalkmadan bir bardak sıcak çay içmeyi hak etmişizdir. Zaten istemediğiz kazalarda hep bu 5 dakika mola dönemlerinde başımıza gelir. Özetle: anne-babalık hiç bitmeyecek bir süreç. Molalarımızı çocuklarımızla birlikte vermek en uygunu!!!

İşlem öncesi dönemde çocuklarımıza nasıl davranmamız gerektiği konusunda açıkça bir bilgiye rastlamadım. İş yine biz anne-babalara düşüyor. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşarak, en azından bu dönemde çocuklarımızın nasıl düşündüğünün farkına vararak belki daha dikkatli olur, çözüm odaklı davranış modelleri oluşturabiliriz. Ama ilk önce, okuduğum makaleden bence en can alıcı kısım olan bölümü aktaracağım. Farkındayım, yazı çok uzun. Ama lütfen çocuklarımız için 5 dakika zaman ayırıp, bu yazıyı sonuna kadar okuyalım.

 

 

Sakarya Üniversitesi-Yrd.Doç.Dr.Muharrem Öçalan’ın makalesinden;

‘Bugün, “medya çocukluğu” diye bir çocukluk tipinden söz edilmektedir. Aslında bu durum, Postmann’ın ( N. Postmann; 1983 ) dediği gibi “çocukluğun kayboluşu” olarak da anlaşılabilir. Gerçekten de en yakınımızdaki örnekler, bu tespiti doğrular niteliktedir. Toplumumuzda, kendi yaptıkları oyuncaklarla kendilerinin kurguladıkları veya geleneksel olarak öğrendikleri oyunları sokaklarda oynayan çocuğu bulmak imkânsız hâle gelirken; televizyon veya bilgisayarlarda sanal oyunlar izleyen veya o sanal oyunlardan özümsedikleri abartılı imgelerle bezenmiş tiplemeleri taklit eden, içselleştiren çocuk örneği çoğalmaktadır. Bu tür oyunlar, çocuğu uçuk bir hayal dünyasına saplamakta, onun yaratıcılığını köreltmekte ve çocuğu “sadece kurgulanan biçimler içinde kısıtlı hareket edebilen bir tüketici” konumuna düşürmektedir. Özellikle bilgisayar oyunlarının en gelişmişleri bile, pedagojik açıdan sayılamayacak kadar çok sakınca içermektedir. Çağın gereği olarak gittikçe yaygınlaşan bilişim ve iletişim araçlarından vazgeçmek mümkün olmadığına göre; her yaş grubuna yönelik pedagojik içerikli, çocuğun yaratıcılığını, muhakemesini, eleştiri, seçme, doğruyu tercih gibi yeteneklerini kullanıp geliştirebileceği programları yazmak ve üretmek, ivedilikle ele alınması gereken bir sorun olarak düşünülmelidir. O zaman; sanal bir dünyaya terk ettiğimiz ve yüklendikleri radyasyonun fizikî gerginliğiyle birlikte oynadıkları veya seyrettikleri oyunların bilimsel verilere dayanmayan içerikleri etkisiyle patlamaya hazır bomba haline getirdiğimiz çocuklarımızı bir nebze de olsa kurtarma ihtimalimiz olur. Aksi takdirde; ulusal ve evrensel doğru değer yargılarını tanımayan, kurgulanan dünyasında marazî kişiliklere bürünmüş çocuklardan şikayete devam etmekten başka seçeneğimiz yoktur.’

Kahraman imgeleri

Yazılı ürünlerde her olay, bir veya birkaç kahraman tiplemesi vasıtasıyla okura aktarılır. Önemli birer imge sayılan bu kahraman tiplemeleri hangi niteliklerle donatılmıştır? Bu tiplemeler oluşturulurken algılama yönü de hesaba katılmış mıdır? Bilindiği üzere, çocuk ve/ya genç okuduğu kitaplarda, izlediği filmlerde bulunan tiplemelerle özdeşim kurar. Her zaman olmasa bile, bu özdeşimin içselleştirilebileceği, bilinçaltı ya da bilinç tepkimeleri yoluyla davranışlara yansıyabileceği olasılığı, gözden ırak tutulmamalıdır. Bu sebeple eserlerdeki tiplemelere özel bir özen gösterilmelidir. Tiplemelerin sağlıklı bir duyarlılığı geliştirmeye yardımcı tiplemeler ( insanî ve millî değerleri dikkate alan fakat evrensel değerleri göz ardı etmeyen, öz güveni gelişmiş ama başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duyan, cesaretli fakat saldırgan olmayan, hoşgörülü fakat haksızlıklar karşısında medenî usûllerle mücadeleci, dirençli, insana-doğaya- çevreye- emeğe duyarlı ve saygılı, barış-sevgi demokrasi kültürü gelişmiş... tiplemeler) olmasına çalışılmalıdır.

‘Makalenin devamını http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/muharrem_ocalan_cocuk_imge.pdf adresinde bulabilirsiniz. 14 sayfalık uzun bir makale. Ama zaman ayırıp MUTLAKA 5-6-7-8. sayfaları okuyun. Zaten bir okumaya başladığınızda yazı sizi bırakmıyor.’

 

Yazar Devrim Atılkan   

 
REHBERLİK
ÖZEL EĞİTİM
Sitemiz, ziyaretçilerine Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Özel Eğitim hakkında bilgi vermek,
okul ve kurumlarla iletişiminizi güçlendirmek amacı ile kurulmuştur.
Teşhis ve tedavi yöntemlerine bakılarak kullanılmamalıdır. Kullanımından doğacak zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.